Röportaj

 

Subject:

        Görüşme

   Date:

        Fri, 24 Feb 2006 07:50:09

   From:

        "Umut Erdem" <uerdem@hurriyet.com.tr>

     To:

        <aydin.koksal@bilisim.com.tr>

 

Bu röportaj Hürriyet’in 30 Ekim 2006 Pazartesi günkü Ankara Eki’nde, 1. sayfa’da “Bilişimin Babası” ana başlığı ve Aydın Köksal’ın bir boy fotoğrafıyla haber verilmiş ve “Türkiye’de Bilişim sektörünün doğmasına öncülük eden bilim adamı Prof. Dr. Aydın Köksal, Ankara Hürriyet’in konuğu oldu” alt başlığıyla, 4. sayfada tam sayfa olarak yayınlanmıştır.

 

Röportajda,  bazı bölümler kutular biçiminde düzenlenmiş ve metin 3 fotoğrafla da desteklenmiştir.

 

Umut Erdem’in soruları kalın damgalarla dizilmiştir.

 

 

- Aslen elektronik mühendisisiniz. Niçin bilişim sektörüne atılmayı düşündünüz?

 

- O dönem, hiçbir elektronik üretimi söz konusu değildi. Dolayısıyla olmayan bir mesleğin mensubu gibiydim. İlk bulduğum iş, bilgisayar sektöründe oldu. Elektronik mühendisliği yapmadan, bilgisayar mühendisliğini kendim öğrenmek zorunda kaldım.

 

- İlk karşılaştığınız bilgisayar nasıldı?

 

- Üzerinde çalıştığım ilk bilgisayarın, programlama dili yoktu. Yapılacak işi makineye, tüm yüzeyinde delikler bulunan bir panel üzerine, iki ucunda fiş bulunan kabloları bağlayarak anlatıyorduk. 62 komut için yer vardı.

 

- Peki bütün hayatınızın merkezine oturtacak kadar, bu mesleği sevmenizde sizi etkileyen etmen neydi?

 

- Bilgisayarla tanıştığımda, bunun ülkemin geleceği için, ne denli önemli bir kalkınma aracı olabileceğini düşündüm. Endüstri devrimini kaçırmıştık. Gelişen iletişim olanaklarıyla bilgisayarın ortaya çıkışıyla birlikte, yaklaşmakta olan yeni bir devrim söz konusuydu: Bilişim Devrimi. Bu olanağı iyi kullanırsak, öteki ülkelerle aramızdaki açıklığı kapatmada Türkiye’nin bir sıçrama yaparak, önemli bir kazanım elde edebileceğini düşündüm. Bu nedenle bilişim mesleğine dört elle sarıldım. Öğrenim gördüğüm elektronik mühendisliği mesleğini bırakarak, “bilişim” adını verdiğim bu yeni mesleğe kendimi en baştan bütünüyle verdim.

 

 

- Bilişim terimlerini Türkçe’ye çevirme düşünceniz nasıl başladı?

 

- Mesleğe girince, çevremle Türkçe konuşmak zorundaydım. Birkaç yabancı dil bilsem de, Türkçe konuşurken bellek ya da hafıza yerine İngilizce memory, Fransızca mémoir ya da Almanca Speicher diyemezdim. Başkaları, hangi ülkeden gelmişlerse, ya da Türkiye’de yabancı dille öğretim yapılan okullarda okuyanlar, hangi yabancı dille öğretim görmüşlerse, terim olarak o dilin sözcüklerini kullanıyorlardı. Ben Türkçe sözcükler arasından Arapça kökenli hafıza’yı değil de Türkçe bellemek kökünden bellek sözcüğünü seçtim. Çünkü hafıza bana teknik bir kavramdan çok hafız’ı,  hafızlama’yı hatırlatıyordu.Yaptığımız işe o zaman, malumat prosesingi deniyordu. Bir Türkün kolay kolay anlayamayacağı Arapça-İngilizce kırması bu sözü ben yeni mesleğimin adı olarak benimseyemedim, bilgi işlem dedim. Birçokları şebeke diyordu, ben dedim. Şimdilerde, yabancı dille öğretimin etkisi altında doğrudan İngilizce network diyenler çoğalıyor. Bellek sözcüğü köylerde, sözcüğü balıkçılık yapılan denizlerimizde zaten kullanılıyordu. Ben kullanılan sözcükler içinden, bir düzen içerisinde hep Türkçelerini yeğledim. Türettiğim 2.500’den çok terimin birçoğunu da yine var olan Türkçe köklerle Türkçe ekleri kullanarak bilgisayar, bilişim, donanım, yazılım,   imleç gibi yeni sözcükler türetmek için kullandım. Böylece çıktı dedim, İngilizce output diyen de var. Printer yerine yazıcı, scanner yerine tarayıcı, interaktif yerine etkileşimli, relialibity yerine güvenilirlik dedim; dijital bilgi’ye sayısal bilgi, online sistem’e çevrimiçi sistem dedim.

 

- Bu terimleri türetirken, Türkçe’nin dilbilimsel yapısı size büyük kolaylık sağlamış olsa gerek…

 

- Evet, Türk dili dünyada var olan diller içerisinde, en düzenli yapıya sahip olan dil. Türkçenin bütün dilbilimcileri hayran bırakan, düzenli, matematiksel bir yapısı var. Hiçbir yerde değişmeden sözcük başında parıltı saçarak hemen kendini belli eden kökleriyle, belli ses uyum kurallarıyla art arda eklenebilen çok sayıda işlek ekleriyle, kurallarında hiçbir aykırılığa rastlanmayan, bütün fiilleri, adları çekim kurallarına uygun biçimde çekilen,  böylece yeni bir sözcükle ilk kez karşılaşanın bile, sizin iletmek istediğiniz anlamı kolayca kavrayabildiği eşsiz bir dil.

 

- Bilişim nedir? Kelimenin isim babası olarak açıklayabilir misiniz?

 

-    Bilişim mesleğimizin adıdır. Bil  eylem kökünden bilişmek eylemini, oradan da ad olarak bilişim sözcüğünü türettim, bilginin akışkan durumunu anlatmak için. Herkesin işini yaparken gereksinim duyduğu bilgiyi, kullanıcının amacına uygun biçimde ona sunan bilgisayar destekli sistemlere bilişim sistemi diyoruz. Bilgisayar çevresinde çalışan meslektaşlarımızla Nisan 1971’de oluşturduğumuz meslek örgütümüze de “Türkiye Bilişim Derneği” adını verdik. Bilgisayarcılar Derneği demedik, çünkü bilgisayar yalnızca makine, bir araç. Bilişim ise, insanoğlunun 21'inci yüzyıla girerken yaşadığı üçüncü teknikbilimsel devriminin adı. Endüstri Devrimi’nde kol gücünün makine gücüyle desteklenmesinden yaklaşık 200 yüzyıl sonra, bilgisayarın ortaya çıkışı ile insanın düşünce gücü de, bilişim devrimiyle birlikte, bilgisayar denilen makinelerin bilgi işlem gücünden yararlanma olanağı buldu.

 

- Bilgisayar kelimesini ne zaman türettiniz?

 

- Bilgisayar sözcüğünü 1969 baharında türettim. 1966’dan beri, türettiğim bilgi işlem, donanım, yazılım, bellek, gibi sözcükleri meslek çevremizde zaten kullanmaktaydık.

Bilgisayar sözcüğünü gündelik yaşamda kullananlar zamanla çığ gibi çoğaldı. Öyle ki benden 15-20 yaş daha büyük, bir yaşlı profesör, bir gün bana bilgisayar sözcüğünün Türkçede öteden beri var olduğunu bile savundu.

 

- Bulduğunuz kelimeleri ülkeye benimsetmeyi nasıl başardınız?

 

- 35 yıldır yayınladığımız Bilişim Dergimizde, konferanslarda, derslerde, raporlarda sık sık bilgisayar sözcüğünü kullanıyorduk. Okumuş yazmış hocalarımızdan önce, ilk başta daha çok halk katında benimsendi. Bilişim denilince, bilgisayar denilince sanki herkes ne olduğunu anlıyor gibiydi. Çocuklar, kapıcılar, bakkallar, kasaplar, kısaca halk bugün iletişim diyor, artık muhabere demiyor, haberleşme demiyor. Yılmadık, bilgisayar sözcüğünü 30 yılda

oturttuk. 15’inci yılda bile, okumuş bilim adamlarımızın birçoğu “bu sözcük yanlıştır” diyordu; ama kişisel bilgisayarların evlerimize girmesiyle birlikte, halk bunu benimsedi. Öte yandan mesleğimizde büyük hizmetler veriyorduk. Türkiye Bilişim Derneği’ni kurdum, Bilişim Dergisi’ni çıkardım, Bilgisayar Mühendisliği öğretimini, Hacettepe’de ilkin öğretim üyelerini yetiştirerek başlattım. Kamu yönetim birimlerimizi, özel kuruluşlarımızı, üretim ve  yönetim hizmetlerinde büyük verim artışı sağlayan yönetim bilişim sistemleriyle donattık. Bu arada Türkçemize de özendik. Yazılarımızı, tek sözcüğü savruk kullanmadan, bir mücevher gibi titizlikle işledik.

 

- Türkiye, şu anda tohumunu attığınız Bilişim sektöründe, dünyada hangi noktada yer alıyor?

 

- Derneğimizin çalışmalarıyla, bilişim devrimi adı verilen üçüncü devrimin ayrımına en erken varan ülkelerden biri olduk. Bilişim terimlerinin hemen hepsinin Türkçe kökenli kelimelerle karşılanması da, dünyadaki uluslar içerisinde belki de bir ilk oldu. Örneğin Fransızların yazılım sözcüğü karşılığında bugün kullandıkları le logiciel sözcüğü,

Türkçedeki bu sözcükten tam sekiz yıl sonra türetilmiştir. Bilişim devrimine dönük hazırlıklar yapmada da Türkiye Bilişim Derneği dünyada öncülük yapan kuruluşlardan biridir. Türkiye bu meslek örgütünü birçok ileri ülkeden önce, örneğin İsviçre’den 12 yıl önce kurdu.

Bugün Türkiye kendi mühendislik gücüyle bütün bankalarını en yeni bilişim sistemleriyle donatmış, turizm sektöründe, hazır giyim sektöründe on sekizer milyar dolara varan dışsatım gerçekleştiren, demir dökümde, otomotivde ve daha birçok sektörde, sahip olduğu yazılım gücüyle büyük başarılar kazanan, devlet yönetiminin ve özel şirketlerinin büyük bir bölümünde üretim ve hizmet kuruluşlarını çağdaş bilişim sistemleriyle donatmış ve donatmakta olan bir ülke görünümündedir. Bilişim projeleri gerçekleştirmede bugün yeryüzünün ileri ülkelerinden biri olduğumuzu düşünüyorum.

 

- Yazılım sektörünün dünyadaki önemi nedir?

 

-Yazılım şu anda dünyada en büyük paya sahip olan endüstridir. Bunun bir kanıtı da dünyanın en zengin adamı Bill Gates’in, bu zenginliği yalnızca yazılım üreterek kazanmış olmasıdır. Bütün meslekleri, bütün hizmetleri verimli kılmanın yolu iyi yazılım ürünleri üretmekten, kullanmaktan geçiyor. Bunda Türkler öne çıkacaklar diye düşünüyorum. Türkçe terimleri üretmemin altında, bu düşü 40 yıl önce

görmüş olmam yatıyor. 40 yıl önce, bu mesleğe böyle yaklaşınca, bütün bir yaşamım bir serüven gibi geçti diyebilirim.

 

- Zorlu bir serüven oldu sanırım...

 

- Ben eski bir atletim. Galatasaray kulübünde yarıştım, 400 metre koşardım. Bir saniye kazanabilmek için, kendimizle kıran kırana yarışır, ölümüne savaşım verirdik. “Acaba ben bu yarışta ölür müyüm?” diye zorlansanız bile, kendinize acımıyor, bastırıp geçiyorsunuz. İş ve meslek yaşamında da kendimizle böyle yarıştık. Başka bir deyişle spordaki yarışçılığım, proje yönetmenliğine dönüştü. Elimde kronometre, kaynakları sınırlı ülkenin, bu kaynaklarıyla yüksek nitelikli mühendislik ürünleri üretebilme yarışına düştüm. Edebiyata, yazına meraklı, dillere meraklı bir kişiydim. Yazın  merakım bilgisayar yazarlığına dönüştü. Dil merakım bilişim terimlerinin, binlerce Türkçe yeni sözcüğün üretimine dönüştü.

 

- Başarınızın temel noktası neydi?

 

- Bilişim ürünleri üretmemizde anahtar sözcüğümüz kalite oldu. Çok zorlandık, bazen sabahlara kadar çalıştık. Basketbolda olağanüstü baskı altında üçlük sayıları atanlar, on binlerce şut attıkları için başarıyorlar. Biz de mühendisler olarak, gecemizi gündüzümüze katarak çalıştık. Bu bize yaşam sevinci sağladı, onur verdi.

 

- IBM için de bilişim terimleri çevirdiniz. Bu süreç nasıl gelişti?

 

IBM, önceleri yazılım ürünlerini yalnızca İngilizce üretiyordu. Elkitapları, ekrandaki kullanıcı arayüzü, hepsi İngilizce'ydi. 1989’da ürünlerini İspanyolca, Fransızca, Almanca ve Türkçe olarak dört dilde de üretme kararı verdi. Türkçenin bunlar arasına girmesi de çok ilginçtir. Yıllarca önce, biz  Bilişim Dergisi’ni üç ayda bir yayınlamaya başlayıp bunu sürdürünce, IBM de Türkçe olarak  IBM Dergisi çıkarmaya başladı. Kural, dünyada herhangi bir yerde, bilişim alanında, ulusal dilde bir süreli yayın çıkıyor ve bunun süreceği anlaşılıyorsa, IBM de o dilde kendi dergisini çıkarma kararı veriyordu. 1989-90’da da sanırım böyle oldu. Gelişkin bir bilişim terimleri söz dağarcığına sahip Türkçe, IBM Türk’ün, IBM yazılım ürünlerini Türkçeye çevirme projesini, başka birçok ileri ülkeden önce başlatmasını sağladı. IBM benden 12 bin terim içeren bilişim sözcüğüne, Türkçe karşılıklar bulmamı istedi. 90 gün de süre verdi; olağanüstü bir çabayla işi 75 günde bitirdim. Türkçenin gücünden bir kez daha büyülendim.

 

- Şu anda ne yapıyorsunuz?

 

-Sektörümüzü ulusal bir yazılım endüstrisine dönüştürerek 21.yüzyılda Türkiye'yi en gelişmiş, zengin uluslardan biri durumuna getirecek bir birikime sahip olduğumuza inandığım için, Emekli Bilgisayar Mühedisliği Profesörü olarak, sahibi olduğum Bilişim Limited Şirketi’nin Genel Müdürlüğü görevimi sürdürüyorum. Geçen kasımda Bilişim Limited olarak 20'inci yılımızı doldurduk. Şu anda, birçokları eski öğrencilerim değerli bilgisayar mühendisleri olan  55 uzman arkadaşımla birlikte, Bilkent’teki Teknopark’ta, Araştırma-Geliştirme Projeleri üretiyoruz; yüksek nitelikli uygulama yazılımı ürünleri geliştiriyoruz: Kurumsal Kaynak Planlama Sistemi, Belge Yönetim ve İş Akış Sistemi, Kurumsal Yönetim Portali, İnsan Kaynakları Yönetimi, Yönetim ve Karar Destek Sistemleri vb. Türkiye’nin kamusal ve özel kuruluşlarını, bilişim sistemleriyle donatıyoruz. 

 

- Aynı zamanda Türkiye Bilişim Derneği'nin kurucusu ve ilk başkanısınız da...

 

- Evet. Şu anda Türkiye Bilişim Derneği Onursal Başkanı’yım. Derneğimiz bir çığ gibi büyümeye devam ediyor, bugün 8 bin 500 kayıtlı üyesi var.

 

 

 

--

No virus found in this incoming message.

Checked by AVG Free Edition.

Version: 7.1.375 / Virus Database: 268.0.0/268 - Release Date: 23.02.2006